Sahih-i Buhârî

2276 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ انْطَلَقَ نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفْرَةٍ سَافَرُوهَا حَتَّى نَزَلُوا عَلَى حَىٍّ مِنْ أَحْيَاءِ الْعَرَبِ فَاسْتَضَافُوهُمْ، فَأَبَوْا أَنْ يُضَيِّفُوهُمْ، فَلُدِغَ سَيِّدُ ذَلِكَ الْحَىِّ، فَسَعَوْا لَهُ بِكُلِّ شَىْءٍ لاَ يَنْفَعُهُ شَىْءٌ، فَقَالَ بَعْضُهُمْ لَوْ أَتَيْتُمْ هَؤُلاَءِ الرَّهْطَ الَّذِينَ نَزَلُوا لَعَلَّهُ أَنْ يَكُونَ عِنْدَ بَعْضِهِمْ شَىْءٌ، فَأَتَوْهُمْ، فَقَالُوا يَا أَيُّهَا الرَّهْطُ، إِنَّ سَيِّدَنَا لُدِغَ، وَسَعَيْنَا لَهُ بِكُلِّ شَىْءٍ لاَ يَنْفَعُهُ، فَهَلْ عِنْدَ أَحَدٍ مِنْكُمْ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَ بَعْضُهُمْ نَعَمْ وَاللَّهِ إِنِّي لأَرْقِي، وَلَكِنْ وَاللَّهِ لَقَدِ اسْتَضَفْنَاكُمْ فَلَمْ تُضِيِّفُونَا، فَمَا أَنَا بِرَاقٍ لَكُمْ حَتَّى تَجْعَلُوا لَنَا جُعْلاً‏.‏ فَصَالَحُوهُمْ عَلَى قَطِيعٍ مِنَ الْغَنَمِ، فَانْطَلَقَ يَتْفِلُ عَلَيْهِ وَيَقْرَأُ ‏{‏الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ‏}‏ فَكَأَنَّمَا نُشِطَ مِنْ عِقَالٍ، فَانْطَلَقَ يَمْشِي وَمَا بِهِ قَلَبَةٌ، قَالَ فَأَوْفَوْهُمْ جُعْلَهُمُ الَّذِي صَالَحُوهُمْ عَلَيْهِ، فَقَالَ بَعْضُهُمُ اقْسِمُوا‏.‏ فَقَالَ الَّذِي رَقَى لاَ تَفْعَلُوا، حَتَّى نَأْتِيَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَنَذْكُرَ لَهُ الَّذِي كَانَ، فَنَنْظُرَ مَا يَأْمُرُنَا‏.‏ فَقَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرُوا لَهُ، فَقَالَ ‏"‏ وَمَا يُدْرِيكَ أَنَّهَا رُقْيَةٌ ـ ثُمَّ قَالَ ـ قَدْ أَصَبْتُمُ اقْسِمُوا وَاضْرِبُوا لِي مَعَكُمْ سَهْمًا ‏"‏‏.‏ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ شُعْبَةُ حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ سَمِعْتُ أَبَا الْمُتَوَكِّلِ بِهَذَا‏.‏

Ebu Said’den nakledildiğine göre Nebi’nin ashabından bir grup sefere çıkıp Arap kabilelerinden birinin yanına konakladı. Onlardan kendilerini misafir etmelerini istediler; fakat kabile buna yanaşmadı. Bu sırada kabilenin reisini bir akrep soktu. Onun için her türlü çareye başvurdular, ancak hiçbir şey fayda vermedi. Bunun üzerine bazıları, ‘Şu konaklayan topluluğa gitseniz; belki içlerinden birinde çare vardır’ dedi. Yanlarına gelip, ‘Ey topluluk! Reisimizi akrep soktu. Her şeyi denedik, fakat hiçbir şey fayda vermedi. Sizden birinde bir çare var mı?’ diye sordular. İçlerinden biri, ‘Evet, vallahi ben rukye yaparım. Fakat biz sizden bizi misafir etmenizi istedik, siz kabul etmediniz. Bu nedenle bize bir ücret belirlemedikçe rukye yapmam’ dedi. Bir sürü koyun karşılığında anlaştılar. Adam gidip üzerine hafifçe tükürerek Fâtiha suresini okudu. Reis, bağından çözülmüş gibi iyileşip hiçbir rahatsızlığı kalmadan yürümeye başladı. Kabile halkı anlaştıkları ücreti eksiksiz verdi. Ashaptan bazıları, ‘Koyunları paylaşın’ dedi. Rukye yapan kişi ise, ‘Nebi’ye gidip olanları anlatıncaya ve bize ne emredeceğine bakıncaya kadar paylaşmayın’ dedi. Allah Resulü’ne gelip durumu anlattılar. O, ‘Onun rukye olduğunu nereden bildin?’ dedi; ardından, ‘Doğru yapmışsınız. Koyunları paylaşın ve bana da bir pay ayırın’ buyurup gülümsedi.

Sahih al Bukhari 2276