حَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ بْنِ يُونُسَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كَانَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَانَ الرَّجُلُ صَائِمًا فَحَضَرَ الإِفْطَارُ فَنَامَ قَبْلَ أَنْ يُفْطِرَ لَمْ يَأْكُلْ لَيْلَتَهُ وَلاَ يَوْمَهُ حَتَّى يُمْسِيَ وَإِنَّ قَيْسَ بْنَ صِرْمَةَ الأَنْصَارِيَّ كَانَ صَائِمًا فَلَمَّا حَضَرَهُ الإِفْطَارُ أَتَى امْرَأَتَهُ فَقَالَ هَلْ عِنْدَكِ طَعَامٌ قَالَتْ لاَ وَلَكِنْ أَنْطَلِقُ فَأَطْلُبُ لَكَ . وَكَانَ يَوْمَهُ يَعْمَلُ فَغَلَبَتْهُ عَيْنُهُ وَجَاءَتْهُ امْرَأَتُهُ فَلَمَّا رَأَتْهُ قَالَتْ خَيْبَةً لَكَ . فَلَمَّا انْتَصَفَ النَّهَارُ غُشِيَ عَلَيْهِ فَذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ : ( أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ الصِّيَامِ الرَّفَثُ إِلَى نِسَائِكُمْ ) فَفَرِحُوا بِهَا فَرَحًا شَدِيدًا : (فَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الأَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الأَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِ ) . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Berâ (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)’in ashabından bir kimse oruçlu olur, iftar vakti geldiğinde iftar etmeden uyursa o gece ve ertesi günün akşamına kadar yemek yiyemezdi. Ensardan Kays b. Sırme oruçluydu. İftar vakti gelince hanımına giderek “Yanında yiyecek var mı?” diye sordu. O da “Hayır, fakat gidip senin için yiyecek arayayım” dedi. Kays o gün çalışmıştı; gözleri ağır bastı ve uyudu. Hanımı geldiğinde onu görünce “Yazık oldu sana!” dedi. Gün yarıya gelince Kays bayıldı. Durum Nebi (s.a.v.)’e anlatıldı. Bunun üzerine “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı” ayeti indi. Müslümanlar buna çok sevindiler. Ardından “Şafağın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin ve için” ayeti indi. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.