حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عِمْرَانَ الثَّعْلَبِيُّ الْكُوفِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ حُبَابٍ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ الأَسْلَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَدْعُو وَهُوَ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ الأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ . قَالَ فَقَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ سَأَلَ اللَّهَ بِاسْمِهِ الأَعْظَمِ الَّذِي إِذَا دُعِيَ بِهِ أَجَابَ وَإِذَا سُئِلَ بِهِ أَعْطَى " . قَالَ زَيْدٌ فَذَكَرْتُهُ لِزُهَيْرِ بْنِ مُعَاوِيَةَ بَعْدَ ذَلِكَ بِسِنِينَ فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ . قَالَ زَيْدٌ ثُمَّ ذَكَرْتُهُ لِسُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ فَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَرَوَى شَرِيكٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ عَنْ أَبِيهِ وَإِنَّمَا أَخَذَهُ أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ وَإِنَّمَا دَلَّسَهُ . وَرَوَى شَرِيكٌ هَذَا الْحَدِيثَ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ .
Büreyde el-Eslemî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.), bir adamın şöyle duâ ettiğini işitti: “Ey Allah’ım! Ben senden, senin Allah olduğuna, senden başka gerçek ilah olmadığına, bir ve bütün varlıkların kendisine muhtaç olduğu, doğurmamış ve doğurulmamış, hiçbir dengi bulunmayan Allah olduğuna şehadet ederek istiyorum.” Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki bu adam Allah’tan, kendisiyle duâ edildiği zaman duâyı kabul ettiği ve kendisiyle istenildiği zaman verdiği en yüce ismiyle istemiştir.” Zeyd dedi ki: Bu hadisi bundan birkaç yıl sonra Züheyr b. Muâviye’ye anlattım. O da şöyle dedi: “Bu hadisi bana Ebû İshâk, Mâlik b. Mığvel’den aktardı.” Zeyd diyor ki: Sonra bu hadisi Süfyân es-Sevrî’ye anlattım; o da bu hadisi bana Mâlik’ten aktardı.