أَخْبَرَنَا أَبُو الأَشْعَثِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ سَمِعْتُ هِشَامًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي لاَ أَطْهُرُ أَفَأَتْرُكُ الصَّلاَةَ قَالَ " لاَ إِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ " . قَالَ خَالِدٌ وَفِيمَا قَرَأْتُ عَلَيْهِ " وَلَيْسَتْ بِالْحِيضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحِيضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي " .
Yine Âişe (radıyallahü anha)’dan aktarıldığına göre, Fatıma binti Ebi Hubeyş şöyle demiştir: “Allah’ın Rasûlü! Ben hiç temizlenemiyorum; bu yüzden namazlarımı terk edebilir miyim?” Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de şöyle buyurdu: “Hayır, o damardan gelen bir kandır.” Hadisin ravisi Halid şöyle dedi: “Ona okuduğum hadiste şu ilave vardı: Bu hayız kanı değildir. Hayzın başladığında namazı bırak; bittiğinde ise üzerindeki kanı yıka, sonra namazını kıl.”