حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، كُنَّا بِالْمَدِينَةِ فِي بَعْضِ أَهْلِ الْعِرَاقِ، فَأَصَابَنَا سَنَةٌ، فَكَانَ ابْنُ الزُّبَيْرِ يَرْزُقُنَا التَّمْرَ، فَكَانَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَمُرُّ بِنَا فَيَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الإِقْرَانِ، إِلاَّ أَنْ يَسْتَأْذِنَ الرَّجُلُ مِنْكُمْ أَخَاهُ.
Cebele'den nakledildiğine göre: Bazı Iraklılarla birlikte Medine'deydik. Bir kıtlık baş gösterdi. Abdullah bin Zübeyr bize hurma veriyordu. Abdullah bin Ömer yanımızdan geçerken, "Allah Resulü, kişinin arkadaşından izin istemedikçe hurmaları ikişer ikişer yemesini yasakladı" diyordu.