حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ أَبُو شُعَيْبٍ كَانَ لَهُ غُلاَمٌ لَحَّامٌ فَقَالَ لَهُ أَبُو شُعَيْبٍ اصْنَعْ لِي طَعَامَ خَمْسَةٍ لَعَلِّي أَدْعُو النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَامِسَ خَمْسَةٍ. وَأَبْصَرَ فِي وَجْهِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْجُوعَ ـ فَدَعَاهُ، فَتَبِعَهُمْ رَجُلٌ لَمْ يُدْعَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ هَذَا قَدِ اتَّبَعَنَا أَتَأْذَنُ لَهُ ". قَالَ نَعَمْ.
Ebu Mesud'dan nakledildiğine göre Ensar'dan Ebu Şuayb adında birinin kasaplık yapan bir kölesi vardı. Ebu Şuayb ona, "Bana beş kişilik yemek hazırla. Belki Nebi'yi de beş kişinin beşincisi olarak davet ederim" dedi. Nebi'nin yüzünde açlık görmüştü. Sonra onu davet etti. Davet edilmeyen bir adam da onların peşine takıldı. Nebi, "Bu adam bizim peşimize takıldı. Ona izin veriyor musun?" diye sordu. Ebu Şuayb, "Evet" dedi.