أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لاَ يَبُولَنَّ أَحَدُكُمْ فِي الْمَاءِ الدَّائِمِ الَّذِي لاَ يَجْرِي ثُمَّ يَغْتَسِلُ مِنْهُ . قَالَ سُفْيَانُ قَالُوا لِهِشَامٍ - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - أَنَّ أَيُّوبَ إِنَّمَا يَنْتَهِي بِهَذَا الْحَدِيثِ إِلَى أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَالَ إِنَّ أَيُّوبَ لَوِ اسْتَطَاعَ أَنْ لاَ يَرْفَعَ حَدِيثًا لَمْ يَرْفَعْهُ .
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) şöyle demiştir: “Sizden biri, akmayan durgun suya idrarını yapıp sonra o sudan gusletmesin.” Süfyân dedi ki: Hişâm’a, yani İbn Hassân’a, “Eyyûb bu hadisi yalnız Ebû Hüreyre’ye kadar ulaştırıyor” dediler. O da, “Eyyûb, bir hadisi merfû olarak rivâyet etmemeye gücü yetseydi onu merfû olarak rivâyet etmezdi” dedi.