أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَصْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَدِّهِ، مُعَاذٍ أَنَّهُ طَافَ مَعَ مُعَاذِ ابْنِ عَفْرَاءَ فَلَمْ يُصَلِّ فَقُلْتُ أَلاَ تُصَلِّي فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغِيبَ الشَّمْسُ وَلاَ بَعْدَ الصُّبْحِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ " .
Nasr b. Abdurrahman’ın dedesi Muaz (radıyallahü anh)’den aktarıldığına göre, Muaz b. Afrâ ile beraber Kâbe’yi tavaf etmiş, fakat Muaz b. Afrâ namaz kılmamıştı. Kendisine: “Namaz kılmıyor musun?” deyince şöyle dedi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İkindiden sonra güneş batıncaya kadar, sabah namazından sonra da güneş doğuncaya kadar namaz yoktur.” buyurdular.