أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الْكُوفِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ وَمَلاَئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى الصَّفِّ الْمُقَدَّمِ وَالْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ بِمَدِّ صَوْتِهِ وَيُصَدِّقُهُ مَنْ سَمِعَهُ مِنْ رَطْبٍ وَيَابِسٍ وَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنْ صَلَّى مَعَهُ " .
Berâ b. Âzib’den (radıyallahü anh) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah ve melekleri ilk saftakilere salât ederler. Müezzin, sesinin ulaştığı yere kadar bağışlanır. Yaş ve kuru varlıklardan onun sesini işitenler söylediklerini tasdik eder. Ayrıca onunla birlikte namaz kılanların sevabı kadar kendisine sevap verilir.”