أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ شَغَلَنَا الْمُشْرِكُونَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ عَنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ، حَتَّى غَرَبَتِ الشَّمْسُ وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ يَنْزِلَ فِي الْقِتَالِ مَا نَزَلَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { وَكَفَى اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ الْقِتَالَ } فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِلاَلاً فَأَقَامَ لِصَلاَةِ الظُّهْرِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا لِوَقْتِهَا ثُمَّ أَقَامَ لِلْعَصْرِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا فِي وَقْتِهَا ثُمَّ أَذَّنَ لِلْمَغْرِبِ فَصَلاَّهَا كَمَا كَانَ يُصَلِّيهَا فِي وَقْتِهَا .
Abdurrahman b. Ebû Said’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Hendek günü müşrikler bizi güneş batıncaya kadar öğle namazından alıkoydular. Bu, savaş hakkında indirilen hükümler henüz indirilmeden önceydi. Bunun üzerine Allah azze ve celle, «Allah savaşta müminlere yetti» âyetini indirdi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Bilâl’e emretti; o da öğle namazı için kamet getirdi. Rasûlüllah öğle namazını, vaktinde kıldığı şekilde kıldı. Sonra Bilâl ikindi namazı için kamet getirdi; Rasûlüllah onu da vaktinde kıldığı şekilde kıldı. Ardından Bilâl akşam namazı için ezan okudu; Rasûlüllah onu da vaktinde kıldığı şekilde kıldı.