أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَمِّي، يَقُولُ صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ فَقَرَأَ فِي إِحْدَى الرَّكْعَتَيْنِ { وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ } قَالَ شُعْبَةُ فَلَقِيتُهُ فِي السُّوقِ فِي الزِّحَامِ فَقَالَ { ق } .
Ziyad b. İlaka (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Amcamdan işittim, şunları anlatmıştı: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte sabah namazını kıldım. İki rekâttan birinde, “Tomurcukları üst üste dizilmiş uzun boylu hurma ağaçlarını” ayetini okudu. Şu’be diyor ki: Ona çarşıda, kalabalık arasında rastladım; “Kaf sûresi” dedi.