أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ خَلَفٍ، - وَهُوَ ابْنُ خَلِيفَةَ - عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عُمَرَ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عُثْمَانَ فَلَمْ يَقْنُتْ وَصَلَّيْتُ خَلْفَ عَلِيٍّ فَلَمْ يَقْنُتْ ثُمَّ قَالَ يَا بُنَىَّ إِنَّهَا بِدْعَةٌ .
Ebû Mâlik el-Eşcaî, babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kıldım, kunut yapmadı. Ebû Bekir’in arkasında kıldım, o da kunut yapmadı. Ömer’in arkasında namaz kıldım, o da kunut yapmadı. Osman’ın arkasında namaz kıldım, o da kunut yapmadı. Ali’nin arkasında kıldım, o da kunut yapmadı. Babam daha sonra bana: “Oğlum, bu kunut bidattir” dedi.