أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ مُطَرِّفٍ، قَالَ صَلَّيْتُ أَنَا وَعِمْرَانُ بْنُ حُصَيْنٍ، خَلْفَ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ فَكَانَ إِذَا سَجَدَ كَبَّرَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ السُّجُودِ كَبَّرَ وَإِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ كَبَّرَ فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ أَخَذَ عِمْرَانُ بِيَدِي فَقَالَ لَقَدْ ذَكَّرَنِي هَذَا - قَالَ كَلِمَةً يَعْنِي - صَلاَةَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم .
Mutarrif (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve İmran b. Husayn, Ali b. Ebi Talib’in arkasında namaz kıldık. Secde ettiğinde tekbir alıyor, secdeden başını kaldırdığında yine tekbir alıyor, iki rekâttan sonra kalkarken yine tekbir alıyordu. Namazını bitirince İmran b. Husayn elimden tutarak dedi ki: Bu, bana Muhammed’in (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını hatırlattı.