أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْفَعُ يَدَيْهِ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ وَإِذَا رَكَعَ وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ وَإِذَا جَلَسَ أَضْجَعَ الْيُسْرَى وَنَصَبَ الْيُمْنَى وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُسْرَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُسْرَى وَيَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى وَعَقَدَ ثِنْتَيْنِ الْوُسْطَى وَالإِبْهَامَ وَأَشَارَ .
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)'dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlarken, rükûa giderken ve rükûdan başını kaldırırken ellerini kaldırdığını; oturduğunda sol ayağını altına kıvırıp sağ ayağını dik tuttuğunu, sol elini sol uyluğuna, sağ elini de sağ uyluğuna koyduğunu, orta parmağı ile başparmağını halka yapıp işaret ettiğini gördüm.