أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، وَعَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ وَجَدَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ - رضى الله تعالى عنه - حُلَّةً مِنْ إِسْتَبْرَقٍ بِالسُّوقِ فَأَخَذَهَا فَأَتَى بِهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْتَعْ هَذِهِ فَتَجَمَّلْ بِهَا لِلْعِيدِ وَالْوَفْدِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا هَذِهِ لِبَاسُ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ أَوْ إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ " . فَلَبِثَ عُمَرُ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أَرْسَلَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِجُبَّةِ دِيبَاجٍ فَأَقْبَلَ بِهَا حَتَّى جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْتَ " إِنَّمَا هَذِهِ لِبَاسُ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ " . ثُمَّ أَرْسَلْتَ إِلَىَّ بِهَذِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بِعْهَا وَتُصِبْ بِهَا حَاجَتَكَ " .
Sâlim (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Ömer b. Hattab çarşıda kalın ipekten yapılmış bir elbise gördü, hemen onu alarak Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirdi. Ey Allah’ın Rasûlü! Bunu satın al, bayramlarda ve elçiler geldiğinde giyinip süslenirsin, dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Bunu ancak ahirette nasibi olmayan kimse giyer, buyurdu. Aradan Allah’ın dilediği kadar bir süre geçtikten sonra Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ipekten yapılmış bir elbiseyi Ömer’e gönderdi. Ömer o elbiseyi alıp Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve: Ey Allah’ın Rasûlü! Bunun, ahirette nasibi olmayan kimsenin giysisi olduğunu buyurmuştunuz. Sonra da bunu bana gönderdiniz, dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Onu sat ve parasıyla ihtiyacını karşıla.