أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ آخِرُ نَظْرَةٍ نَظَرْتُهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَشَفَ السِّتَارَةَ وَالنَّاسُ صُفُوفٌ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ رضى الله عنه فَأَرَادَ أَبُو بَكْرٍ أَنْ يَرْتَدَّ فَأَشَارَ إِلَيْهِمْ أَنِ امْكُثُوا وَأَلْقَى السِّجْفَ وَتُوُفِّيَ مِنْ آخِرِ ذَلِكَ الْيَوْمِ وَذَلِكَ يَوْمُ الاِثْنَيْنِ .
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre şöyle demiştir: Rasûlüllah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) son bakışımda, perdeyi açtı. İnsanlar Ebû Bekir’in (radıyallahü anh) arkasında saf olmuşlardı. Ebû Bekir geri çekilmek istedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara yerlerinde kalmalarını işaret etti ve perdeyi indirdi. O günün sonunda vefat etti. O gün pazartesiydi.