أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ نُهِينَا فِي الْقُرْآنِ أَنْ نَسْأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ شَىْءٍ فَكَانَ يُعْجِبُنَا أَنْ يَجِيءَ الرَّجُلُ الْعَاقِلُ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَيَسْأَلَهُ فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ أَتَانَا رَسُولُكَ فَأَخْبَرَنَا أَنَّكَ تَزْعُمُ أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ أَرْسَلَكَ قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَمَنْ خَلَقَ السَّمَاءَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ خَلَقَ الأَرْضَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ نَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَمَنْ جَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ قَالَ " اللَّهُ " . قَالَ فَبِالَّذِي خَلَقَ السَّمَاءَ وَالأَرْضَ وَنَصَبَ فِيهَا الْجِبَالَ وَجَعَلَ فِيهَا الْمَنَافِعَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا زَكَاةَ أَمْوَالِنَا قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا صَوْمَ شَهْرِ رَمَضَانَ فِي كُلِّ سَنَةٍ . قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ وَزَعَمَ رَسُولُكَ أَنَّ عَلَيْنَا الْحَجَّ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً . قَالَ " صَدَقَ " . قَالَ فَبِالَّذِي أَرْسَلَكَ آللَّهُ أَمَرَكَ بِهَذَا قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ فَوَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ أَزِيدَنَّ عَلَيْهِنَّ شَيْئًا وَلاَ أَنْقُصُ . فَلَمَّا وَلَّى قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَئِنْ صَدَقَ لَيَدْخُلَنَّ الْجَنَّةَ " .
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Kur’an’daki bir ayetle Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bazı şeyleri sormaktan yasaklandık; fakat çölde yaşayanlardan aklı başında birinin gelip bir şeyler sorması hoşumuza giderdi. Yine böyle çölde yaşayanlardan bir adam gelip: (Ey Muhammed! Senin bize gönderdiğin bir adam, senin Allah tarafından gönderildiğini söyledi) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Doğru söylemiş) buyurdu. O adam: (Peki öyleyse gökleri kim yarattı?) diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Allah yarattı) buyurdu. O adam: (Yeri kim yarattı?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Allah) buyurdu. O adam: (Peki yeryüzüne bu dağları kim dikti?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Allah) buyurdu. O adam: (O yeryüzünde insanlara pek çok faydalı şeyi yaratan kimdir?) diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Allah) buyurdu. O zaman adam: (Yeri göğü yaratan, yeryüzüne dağları diken ve orada insanların faydasına pek çok şeyi yaratan Allah adına söyle, seni Peygamber olarak Allah mı gönderdi?) diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet) buyurdu. O adam: (Senin gönderdiğin adam, her gece ve gündüz içerisinde üzerimize beş vakit namaz kılmamız gerektiğini söyledi, doğru mu?) diye sordu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet, doğru söylemiş) buyurdu. Adam: (Seni gönderen Allah adına, bunları sana Allah mı emretti?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet) buyurdu. Adam: (Senin gönderdiğin elçi, bizim mallarımızdan zekât vermemiz gerektiğini söyledi) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Doğru söylemiş) buyurdu. Adam: (Seni gönderen Allah adına, bunu sana Allah mı emretti?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet) dedi. Adam: (Gönderdiğin kimse, her yıl Ramazan ayında oruç tutmamız gerektiğini söyledi) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Doğru söylemiş) buyurdu. Adam: (Seni gönderen Allah adına, bunu sana Allah mı emretti?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet) buyurdu. Adam: (Senin gönderdiğin kimse, gücü yeten kimsenin hac yapması gerektiğini söyledi) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Doğru söylemiş) buyurdu. Adam: (Seni gönderen Allah adına, bunu sana Allah mı emretti?) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Evet) dedi. Bunun üzerine adam: (Seni hak ile gönderen Allah’a yemin olsun ki, ne bunlardan fazlasını yaparım ne de eksiltirim) dedi. Adam dönüp gidince Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Eğer doğru söylüyorsa bu adam mutlaka Cennete girer) buyurdu.