حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ يَجِيءُ أَقْوَامٌ تَسْبِقُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ، وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ ". قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَكَانُوا يَضْرِبُونَنَا عَلَى الشَّهَادَةِ وَالْعَهْدِ.
Abdullah'tan nakledildiğine göre Nebi şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlıları benim neslimdir; sonra onların ardından gelenler, sonra da onların ardından gelenlerdir. Ardından, birinin şahitliğinin yemininden, yemininin de şahitliğinden önce geldiği topluluklar gelecektir." İbrahim en-Nehai, "Büyüklerimiz, şahitlik ve ahit konusunda bizi döverlerdi" dedi.