Nesâî

2440 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ جِئْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ فَلَمَّا رَآنِي مُقْبِلاً قَالَ ‏"‏ هُمُ الأَخْسَرُونَ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ مَا لِي لَعَلِّي أُنْزِلَ فِيَّ شَىْءٌ قُلْتُ مَنْ هُمْ فَدَاكَ أَبِي وَأُمِّي قَالَ ‏"‏ الأَكْثَرُونَ أَمْوَالاً إِلاَّ مَنْ قَالَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا حَتَّى بَيْنَ يَدَيْهِ وَعَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَمُوتُ رَجُلٌ فَيَدَعُ إِبِلاً أَوْ بَقَرًا لَمْ يُؤَدِّ زَكَاتَهَا إِلاَّ جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْظَمَ مَا كَانَتْ وَأَسْمَنَهُ تَطَؤُهُ بِأَخْفَافِهَا وَتَنْطَحُهُ بِقُرُونِهَا كُلَّمَا نَفِدَتْ أُخْرَاهَا أُعِيدَتْ أُولاَهَا حَتَّى يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Zerr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kâbe’nin gölgesinde oturmakta olan Nebî (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldim. Beni gelirken görünce: (Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, asıl zarara uğrayanlar onlardır) buyurdu. Ben: Bana ne oluyor, yoksa hakkımda bir şey mi indirildi, diye düşündüm ve: Anam babam sana feda olsun, onlar kimlerdir, diye sordum. Şöyle buyurdu: (Malları çok olanlardır. Ancak önüne, sağına ve soluna şöyle, şöyle ve şöyle verenler müstesna.) Sonra şöyle buyurdu: (Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, zekâtını vermediği deve veya sığırları geride bırakarak ölen hiçbir kimse yoktur ki, o hayvanlar kıyamet günü en iri ve en semiz halleriyle gelerek onu ayaklarıyla çiğnemesin ve boynuzlarıyla süsmesin. Sonuncuları üzerinden her geçişinde birincileri yeniden çevrilir. İnsanlar arasında hüküm verilinceye kadar bu böyle devam eder.)

Sunan an Nasai 2440