أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ مَيْسَرَةَ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ غَفَلَةَ، قَالَ أَتَانَا مُصَدِّقُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ " إِنَّ فِي عَهْدِي أَنْ لاَ نَأْخُذَ رَاضِعَ لَبَنٍ وَلاَ نَجْمَعَ بَيْنَ مُتَفَرِّقٍ وَلاَ نُفَرِّقَ بَيْنَ مُجْتَمِعٍ " . فَأَتَاهُ رَجُلٌ بِنَاقَةٍ كَوْمَاءَ فَقَالَ " خُذْهَا " . فَأَبَى
Süveyd b. Gafele (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) zekât memuru bize gelmişti. Hemen yanına varıp oturdum ve onun şöyle dediğini duydum: “Bana verilen talimatta, süt emen yavrunun alınmaması, ayrı olan malların birleştirilmemesi ve bir arada olan malların ayrılmaması vardır.” Bu arada bir adam iri hörgüçlü dişi bir deve getirip, “Bunu al” dedi; fakat zekât memuru kabul etmedi.