حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ، ثُمَّ أَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ} إِلَى {عَذَابٌ أَلِيمٌ}. ثُمَّ إِنَّ الأَشْعَثَ بْنَ قَيْسٍ خَرَجَ إِلَيْنَا فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فَحَدَّثْنَاهُ بِمَا، قَالَ، فَقَالَ صَدَقَ لَفِيَّ أُنْزِلَتْ، كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ خُصُومَةٌ فِي شَىْءٍ، فَاخْتَصَمْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " شَاهِدَاكَ أَوْ يَمِينُهُ ". فَقُلْتُ لَهُ إِنَّهُ إِذًا يَحْلِفُ وَلاَ يُبَالِي. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ يَسْتَحِقُّ بِهَا مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ ذَلِكَ، ثُمَّ اقْتَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ.
Ebu Vail'den nakledildiğine göre Abdullah şöyle dedi: "Her kim bir mala hak kazanmak için yemin ederse Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş hâlde çıkar." Ardından Allah bunu doğrulayan, "Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler..." ayetini, "Onlar için acı bir azap vardır" ifadesine kadar indirdi. Sonra Eş'as bin Kays yanımıza çıkıp, "Ebu Abdurrahman size ne anlatıyor?" diye sordu. Onun anlattığını kendisine aktardık. Eş'as, "Doğru söyledi; bu ayet benim hakkımda indirildi. Bir adamla bir konuda anlaşmazlığa düşmüş ve Allah'ın Resulü'nün huzurunda davalaşmıştık. Bana, 'İki şahidin yahut onun yemini' dedi. Ben, 'O zaman yemin eder ve aldırmaz' dedim. Bunun üzerine Nebi, 'Her kim bir mala hak kazanmak için günahkârca yemin ederse Allah'ın huzuruna O kendisine gazap etmiş hâlde çıkar' buyurdu. Allah da bunu doğrulayan ayeti indirdi" dedi ve bu ayeti okudu.