أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ قَالَ " لاَ يَلْبَسُ الْقَمِيصَ وَلاَ الْبُرْنُسَ وَلاَ السَّرَاوِيلَ وَلاَ الْعِمَامَةَ وَلاَ ثَوْبًا مَسَّهُ وَرْسٌ وَلاَ زَعْفَرَانٌ وَلاَ خُفَّيْنِ إِلاَّ لِمَنْ لاَ يَجِدُ نَعْلَيْنِ فَإِنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَقْطَعْهُمَا حَتَّى يَكُونَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ " .
Sâlim (radıyallahü anh) babasından naklediyor: Rasûlüllah'a (sallallahü aleyhi ve sellem), ihramlı kimsenin hangi elbiseleri giyeceği sorulmuştu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gömlek, bornoz, pantolon, sarık, vers veya zaferan sürülmüş elbise ve mest giymemelidir. Ancak nalın bulamayan kimse müstesnadır. Nalın bulamazsa mestlerini topuklardan aşağıda kalacak şekilde kessin.”