أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، أَتَيْنَا جَابِرًا فَسَأَلْنَاهُ عَنْ حَجَّةِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَوِ اسْتَقْبَلْتُ مِنْ أَمْرِي مَا اسْتَدْبَرْتُ لَمْ أَسُقِ الْهَدْىَ وَجَعَلْتُهَا عُمْرَةً فَمَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيُحْلِلْ وَلْيَجْعَلْهَا عُمْرَةً " . وَقَدِمَ عَلِيٌّ رضى الله عنه مِنَ الْيَمَنِ بِهَدْىٍ وَسَاقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمَدِينَةِ هَدْيًا وَإِذَا فَاطِمَةُ قَدْ لَبِسَتْ ثِيَابًا صَبِيغًا وَاكْتَحَلَتْ . قَالَ فَانْطَلَقْتُ مُحَرِّشًا أَسْتَفْتِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَاطِمَةَ لَبِسَتْ ثِيَابًا صَبِيغًا وَاكْتَحَلَتْ وَقَالَتْ أَمَرَنِي بِهِ أَبِي صلى الله عليه وسلم . قَالَ " صَدَقَتْ صَدَقَتْ صَدَقَتْ أَنَا أَمَرْتُهَا " .
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh), babasının şöyle söylediğini naklediyor: Câbir’e giderek Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl haccettiğini sorduk. O da bize şöyle anlattı: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İşin sonunda öğrendiğimi başında bilseydim, kurbanı sevk etmez ve haccı umreye çevirirdim. Kimin yanında kurbanı yoksa ihramdan çıksın ve onu umre yapsın.” Ali (radıyallahü anh), Yemen’den kurban getirmişti. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) da Medine’den kurban sevk etmişti. Bu arada Fatıma boyalı elbiseler giymiş ve sürme çekmişti. Ali şöyle dedi: Fatıma’nın bu durumundan yakınarak fetva sormak üzere Rasûlüllah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) gittim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Fatıma boyalı elbiseler giymiş, sürme çekmiş ve ‘Babam bana böyle emretti’ diyor” dedim. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Doğru söylemiş, doğru söylemiş, doğru söylemiş; ona ben emrettim” buyurdu.