Nesâî

3149 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ وَوَلَّى النَّاسُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نَاحِيَةٍ فِي اثْنَىْ عَشَرَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَفِيهِمْ طَلْحَةُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ فَأَدْرَكَهُمُ الْمُشْرِكُونَ فَالْتَفَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَمَا أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ الْتَفَتَ فَإِذَا الْمُشْرِكُونَ فَقَالَ ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَمَا أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ أَنَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَاتَلَ حَتَّى قُتِلَ ثُمَّ لَمْ يَزَلْ يَقُولُ ذَلِكَ وَيَخْرُجُ إِلَيْهِمْ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَيُقَاتِلُ قِتَالَ مَنْ قَبْلَهُ حَتَّى يُقْتَلَ حَتَّى بَقِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَطَلْحَةُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ لِلْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ طَلْحَةُ أَنَا ‏.‏ فَقَاتَلَ طَلْحَةُ قِتَالَ الأَحَدَ عَشَرَ حَتَّى ضُرِبَتْ يَدُهُ فَقُطِعَتْ أَصَابِعُهُ فَقَالَ حَسِّ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ قُلْتَ بِسْمِ اللَّهِ لَرَفَعَتْكَ الْمَلاَئِكَةُ وَالنَّاسُ يَنْظُرُونَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ رَدَّ اللَّهُ الْمُشْرِكِينَ ‏.‏

Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Uhud savaşında Müslümanlar bozguna uğradıklarını sanıp dağılıp kaçtıklarında Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ensardan on iki kişiyle beraber bir köşede kalmıştı. Talha b. Ubeydullah da onlar arasındaydı. Müşrikler kendilerine yetişince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanındakilere dönerek: (Müşriklere kim karşı koyacak?) buyurdu. Talha hemen: (Ben) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Sen yerinde kal) buyurdu. Ensardan diğer biri çıkarak: (Ey Allah’ın Rasûlü! Ben) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Peki sen çık) buyurdu. Adam, şehid oluncaya kadar müşriklerle savaştı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) döndü, müşriklerin tekrar saldırıya geçtiklerini görünce yine: (Onlara kim karşı koyacak?) buyurdu. Talha yine: (Ben) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Sen dur) buyurdu. Ensardan biri çıkarak: (Ben varım) dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): (Peki sen çık) buyurdu. O adam da şehid oluncaya kadar savaştı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle söylemesi ve Ensardan da bir kişinin çıkıp şehid olması devam edip gitti. Sonunda Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Talha kaldı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Kim karşı koyacak?) buyurunca Talha: (Ben) dedi. Talha da kendisinden önceki on bir kişi gibi çarpıştı; elinden darbe alıp parmakları kesilince: (Ah!) dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Eğer bismillah deseydin, insanlar bakarken melekler seni yukarı kaldırırlardı) buyurdu. Sonra Allah müşrikleri geri püskürttü.

Sunan an Nasai 3149