أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، كَلَّمَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي شَىْءٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ فَلاَ مُضِلَّ لَهُ وَمَنْ يُضْلِلِ اللَّهُ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ أَمَّا بَعْدُ " .
İbn Abbâs (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, adamın biri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile bir şey konuşmuştu. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz tüm eksiksiz övgüler Allah’a mahsustur. Daima ona hamd eder, yardımı da ondan bekleriz. Allah kimi hidayete erdirirse onu kimse saptıramaz. Kimi de saptırırsa onu kimse hidayete erdiremez. Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve elçisidir. Bundan sonra…”