أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةُ رِفَاعَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ إِنَّ رِفَاعَةَ طَلَّقَنِي فَأَبَتَّ طَلاَقِي وَإِنِّي تَزَوَّجْتُ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ وَمَا مَعَهُ إِلاَّ مِثْلُ هُدْبَةِ الثَّوْبِ . فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ " لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ " .
Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: Rifâa’nın eski eşi Resûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek Rifâa’nın kendisini kesin olarak boşadığını, ardından Abdurrahman b. Zübeyr ile evlendiğini, fakat yeni eşiyle cinsel birliktelik yaşayamadığını söyledi. Resûlullah gülümsedi ve Rifâa’ya dönmek istediğini anlayarak, yeni eşiyle gerçek bir evlilik ilişkisi yaşanmadan bunun mümkün olmayacağını belirtti.