أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُجَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ جَابِرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلاَّمٍ الدِّمَشْقِيُّ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ الْجُهَنِيِّ، قَالَ كَانَ عُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ يَمُرُّ بِي فَيَقُولُ يَا خَالِدُ اخْرُجْ بِنَا نَرْمِي . فَلَمَّا كَانَ ذَاتَ يَوْمٍ أَبْطَأْتُ عَنْهُ فَقَالَ يَا خَالِدُ تَعَالَ أُخْبِرْكَ بِمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ يُدْخِلُ بِالسَّهْمِ الْوَاحِدِ ثَلاَثَةَ نَفَرٍ الْجَنَّةَ صَانِعَهُ يَحْتَسِبُ فِي صُنْعِهِ الْخَيْرَ وَالرَّامِيَ بِهِ وَمُنَبِّلَهُ وَارْمُوا وَارْكَبُوا وَأَنْ تَرْمُوا أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ تَرْكَبُوا وَلَيْسَ اللَّهْوُ إِلاَّ فِي ثَلاَثَةٍ تَأْدِيبِ الرَّجُلِ فَرَسَهُ وَمُلاَعَبَتِهِ امْرَأَتَهُ وَرَمْيِهِ بِقَوْسِهِ وَنَبْلِهِ وَمَنْ تَرَكَ الرَّمْىَ بَعْدَ مَا عَلِمَهُ رَغْبَةً عَنْهُ فَإِنَّهَا نِعْمَةٌ كَفَرَهَا " . أَوْ قَالَ " كَفَرَ بِهَا " .
Halid b. Yezid el-Cühenî (radıyallahü anh)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ukbe b. Âmir bana uğrar ve “Ey Halid! Haydi gel de ok atalım” derdi. Bir gün ben biraz gecikince Ukbe b. Âmir: “Ey Halid! Gel de sana Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in söylediklerini haber vereyim” dedi. Yanına vardım, dedi ki: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi Cennet'e koyar: Oku yapan kimse ki yaparken iyi niyetli olup hayır gözetir, oku atan kimse ve oku ona verip yardım eden kimse. Ok atınız ve bininiz. Ok atmanız, binmenizden bana daha sevimlidir. Üç şeyle meşgul olmak boş ve batıl işlerle meşgul olmak demek değildir: Kişinin atını eğitmesi, hanımıyla oynaşması ve yayıyla ok atması. Kim ok atmasını öğrendikten sonra ondan yüz çevirip terk ederse, bu bir nimettir ki ona karşı nankörlük etmiş olur.” Yahut “O nimete karşı nankörlük etmiş olur” buyurdu.