Nesâî

3845 numaralı hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ قَالَ صَحِبْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ النَّذْرُ نَذْرَانِ فَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي طَاعَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلَّهِ وَفِيهِ الْوَفَاءُ وَمَا كَانَ مِنْ نَذْرٍ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ فَذَلِكَ لِلشَّيْطَانِ وَلاَ وَفَاءَ فِيهِ وَيُكَفِّرُهُ مَا يُكَفِّرُ الْيَمِينَ ‏"‏ ‏.‏

Basra halkından bir adam şöyle dedi: İmran b. Husayn'a arkadaşlık ettim. O, “Rasûlüllah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim” dedi: “Adak iki türlüdür: Allah'a itaat hususunda yapılan adak Allah içindir ve yerine getirilmelidir. Allah'a isyan hususunda yapılan adak ise şeytan içindir ve yerine getirilmez; onun keffareti, yemin keffaretidir.”

Sunan an Nasai 3845