أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ فَقَالَ " مَا هَذَا " . قَالُوا نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ إِلَى بَيْتِ اللَّهِ . قَالَ " إِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ مُرْهُ فَلْيَرْكَبْ " .
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), iki adamın arasında desteklenerek yürüyen bir adam gördü ve: “Bunun hâli nedir?” dedi. Onlar da: “Beytullah’a yürüyerek gitmeyi adamıştı,” dediler. Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ın, bu adamın kendisine azap etmesine ihtiyacı yoktur. Ona emret, bineğe binsin,” buyurdu.