أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنِي شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَذَكَرَ، آخَرَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ فَأَجْمَعَ أَبُو بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَقَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا . قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ .
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir onlarla savaşmaya kesin olarak karar verince Ömer dedi ki: “Ey Ebu Bekir! Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), ‘İnsanlarla Lâ ilâhe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söylediklerinde, hakkı gerektiren durumlar dışında kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar’ buyurduğu hâlde sen insanlarla nasıl savaşırsın?” Ebu Bekir şöyle dedi: “Namazla zekâtın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Allah’a yemin olsun ki, Rasûlüllah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) vermekte oldukları bir oğlağı benden esirgeseler, onu esirgemeleri sebebiyle kendileriyle mutlaka savaşırım.” Ömer şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın Ebu Bekir’in göğsünü onlarla savaşmaya açtığını gördüğümde bunun hak olduğunu anladım.”