أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَسْلَمَ أُنَاسٌ مِنْ عُرَيْنَةَ فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدٍ لَنَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا " . قَالَ حُمَيْدٌ وَقَالَ قَتَادَةُ عَنْ أَنَسٍ " وَأَبْوَالِهَا " . فَفَعَلُوا فَلَمَّا صَحُّوا كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤْمِنًا وَاسْتَاقُوا ذَوْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهَرَبُوا مُحَارِبِينَ فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ أَتَى بِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَتَرَكَهُمْ فِي الْحَرَّةِ حَتَّى مَاتُوا .
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ureyne’den bir grup insan Müslüman olmuştu. Medine’nin havası onlara iyi gelmediği için rahatsız oldular. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), onlara Medine dışındaki develerin yanına çıkıp onların sütlerinden içmelerini söyledi. Humeyd dedi ki: Katâde, Enes’ten yaptığı rivâyette, “İdrarlarından da” ilavesini yapmıştır. Onlar da bunu yaptılar. Sıhhat bulunca İslâm’dan döndüler, Peygamber’in (sallallahü aleyhi ve sellem) mü’min çobanını öldürdüler, Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) develerini sürüp götürdüler ve savaşan kimseler olarak kaçtılar. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) peşlerinden adam gönderdi ve yakalanıp getirildiler. Elleri ve ayakları kesildi, gözleri oyuldu ve ölünceye kadar Harre’de bırakıldılar.