أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْهِجْرَةِ فَقَالَ " وَيْحَكَ إِنَّ شَأْنَ الْهِجْرَةِ شَدِيدٌ فَهَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " فَهَلْ تُؤَدِّي صَدَقَتَهَا " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " فَاعْمَلْ مِنْ وَرَاءِ الْبِحَارِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَنْ يَتِرَكَ مِنْ عَمَلِكَ شَيْئًا " .
Ebû Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bir bedevi Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek hicret etmek istediğini söyledi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): (Sen ne sanıyorsun? Hicret zor bir iştir. Senin develerin var mıdır?) buyurdu. Adam: (Evet) dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Onların zekâtlarını veriyor musun?) buyurdu. Adam: (Evet) deyince, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): (Yapacağın hayırlı işleri deniz ötesi yerlerde de yapsan Allah senin yaptığın kulluktan sevap olarak hiçbir şeyi eksiltmez) buyurdu.