أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّ الْجَنَّةَ لاَ يَدْخُلُهَا إِلاَّ مُهَاجِرٌ . قَالَ " لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ فَتْحِ مَكَّةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا " .
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Rasûlü! Cennet’e hicret edenlerden başkası giremeyecek diyorlar, ne dersin?” dedim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mekke’nin fethedilmesinden sonra Medine’ye hicret yoktur. Fakat cihad ve iyi niyet vardır; savaşa çağırıldığınızda hemen koşun.”