أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ وَكِيعِ بْنِ عُدُسٍ، عَنْ عَمِّهِ أَبِي رَزِينٍ، لَقِيطِ بْنِ عَامِرٍ الْعُقَيْلِيِّ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَذْبَحُ ذَبَائِحَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فِي رَجَبٍ فَنَأْكُلُ وَنُطْعِمُ مَنْ جَاءَنَا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ بَأْسَ بِهِ " . قَالَ وَكِيعُ بْنُ عُدُسٍ فَلاَ أَدَعُهُ .
Ebû Rezîn Lakît b. Âmir el-Ukaylî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Rasûlü! Biz cahiliyye döneminde Receb ayında kurbanlar keser, etlerinden yer ve yanımıza gelenlere de yedirirdik” dedim. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunda bir sakınca yoktur.” Vekî‘ b. Udüs, “Artık ben bunu bırakmam” dedi.