أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ الْبَحْرَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَبَّانُ، - وَهُوَ ابْنُ هِلاَلٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِأَرْنَبٍ قَدْ شَوَاهَا فَوَضَعَهَا بَيْنَ يَدَيْهِ فَأَمْسَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَأْكُلْ وَأَمَرَ الْقَوْمَ أَنْ يَأْكُلُوا وَأَمْسَكَ الأَعْرَابِيُّ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا يَمْنَعُكَ أَنْ تَأْكُلَ " . قَالَ إِنِّي أَصُومُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ . قَالَ " إِنْ كُنْتَ صَائِمًا فَصُمِ الْغُرَّ " .
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir bedevi Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kızartılmış bir tavşan getirmiş ve Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in önüne koymuştu. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) yemekten kaçındı, kendisi yemedi ve oradakilere yemelerini emretti. Bedevi de tavşandan yememişti. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona neden yemediğini sordu. Bedevi: “Ben her aydan üç gün oruç tutarım.” dedi. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: “O hâlde kamerî ayın parlak günlerinde oruç tut.” buyurdu.