Nesâî

4317 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ - وَهِيَ خَالَتُهُ - فَقُدِّمَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمُ ضَبٍّ - وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَأْكُلُ شَيْئًا حَتَّى يَعْلَمَ مَا هُوَ - فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ أَلاَ تُخْبِرْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يَأْكُلُ فَأَخْبَرَتْهُ أَنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ فَتَرَكَهُ قَالَ خَالِدٌ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَرَامٌ هُوَ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ طَعَامٌ لَيْسَ فِي أَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ إِلَىَّ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ ‏.‏ وَحَدَّثَهُ ابْنُ الأَصَمِّ عَنْ مَيْمُونَةَ وَكَانَ فِي حَجْرِهَا ‏.‏

İbn Abbâs'ın haber verdiğine göre, Hâlid b. Velîd ona şunları anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte, Hâlid'in teyzesi olan Hâris'in kızı Meymûne'nin yanına girdi. Rasûlullah'ın (sallallahü aleyhi ve sellem) önüne keler eti konuldu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ne olduğunu öğrenmedikçe hiçbir şey yemezdi. Kadınlardan biri: "Rasûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) ne yediğini söylemeyecek misiniz?" dedi. Bunun üzerine ona bunun keler eti olduğu haber verildi ve Rasûlullah eti bıraktı. Hâlid dedi ki: Rasûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem), "Bu haram mıdır?" diye sordum. O da: "Hayır; fakat bu, kavmimin memleketinde bulunmayan bir yiyecektir, bu yüzden ondan tiksiniyorum" buyurdu. Hâlid dedi ki: Onu kendime doğru çektim ve yedim; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) da bana bakıyordu. İbnü'l-Esamm da bu hadisi, himayesinde bulunduğu Meymûne'den rivayet etmiştir.

Sunan an Nasai 4317