أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، - وَهُوَ ابْنُ شُمَيْلٍ - قَالَ أَنْبَأَنَا أَشْعَثُ، عَنِ الْحَسَنِ، نَزَلَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ تَحْتَ شَجَرَةٍ فَلَدَغَتْهُ نَمْلَةٌ فَأَمَرَ بِبَيْتِهِنَّ فَحُرِّقَ عَلَى مَا فِيهَا فَأَوْحَى اللَّهُ إِلَيْهِ فَهَلاَّ نَمْلَةً وَاحِدَةً . وَقَالَ الأَشْعَثُ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ وَزَادَ فَإِنَّهُنَّ يُسَبِّحْنَ .
Hasan-ı Basrî’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamberlerden biri bir ağacın altına indi. Bir karınca onu ısırınca karıncaların yuvasının içindekilerle birlikte yakılmasını emretti. Bunun üzerine Allah ona, “Sadece bir karıncayı cezalandırsaydın ya!” diye vahyetti. Eş‘as, İbn Sîrîn’den, o da Ebu Hüreyre’den, Peygamber’den (sallallahü aleyhi ve sellem) bunun benzerini rivâyet etmiş ve “Çünkü onlar Allah’ı tesbih ederler” sözünü eklemiştir.