أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى بَنِي أَسَدٍ عَنْ أَبِي الضَّحَّاكِ، عُبَيْدِ بْنِ فَيْرُوزَ مَوْلَى بَنِي شَيْبَانَ قَالَ قُلْتُ لِلْبَرَاءِ حَدِّثْنِي عَمَّا، نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَضَاحِي . قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيَدِي أَقْصَرُ مِنْ يَدِهِ فَقَالَ " أَرْبَعٌ لاَ يَجُزْنَ الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا وَالْكَسِيرَةُ الَّتِي لاَ تُنْقِي " . قُلْتُ إِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَكُونَ فِي الْقَرْنِ نَقْصٌ وَأَنْ يَكُونَ فِي السِّنِّ نَقْصٌ . قَالَ مَا كَرِهْتَهُ فَدَعْهُ وَلاَ تُحَرِّمْهُ عَلَى أَحَدٍ .
Benî Şeyban’ın azatlı kölesi Ubeyd b. Feyrûz (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Berâ’ya, “Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlıklardan yasakladıklarını bana anlat” dedim. O da şöyle dedi: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ayağa kalktı; benim elim onun elinden daha kısaydı. Şöyle buyurdu: “Şu dört çeşit hayvan kurban olmaz: Körlüğü açıkça belli olan tek gözlü, hastalığı açıkça belli olan hasta, topallığı açıkça belli olan topal ve kemiğinde ilik kalmamış derecede zayıf hayvan.” Ben, “Boynuzunda veya dişinde eksiklik bulunan hayvanı da hoş görmüyorum” dedim. O da, “Hoş görmediğini bırak; fakat onu başkasına haram kılma” buyurdu.