أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ صَفْوَانَ، أَنَّهُ أَصَابَ أَرْنَبَيْنِ وَلَمْ يَجِدْ حَدِيدَةً يَذْبَحُهُمَا بِهِ فَذَكَّاهُمَا بِمَرْوَةٍ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي اصْطَدْتُ أَرْنَبَيْنِ فَلَمْ أَجِدْ حَدِيدَةً أُذَكِّيهِمَا بِهِ فَذَكَّيْتُهُمَا بِمَرْوَةٍ أَفَآكُلُ قَالَ " كُلْ " .
Muhammed b. Safvan (radıyallahü anh)'dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İki tavşan yakalamıştım. Onları kesmek için bıçak bulamadım ve keskin bir taşla kestim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanına gelerek: “Ey Allah'ın Rasûlü! İki tavşan avladım. Onları kesecek bir şey bulamayınca keskin bir taşla kestim. Onları yiyebilir miyim?” dedim. O da: “Ye” buyurdu.