حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَ نَجِدُ الصَّيْحَانِيَّ وَلاَ الْعِذْقَ بِجَمْعِ التَّمْرِ حَتَّى نَزِيدَهُمْ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " بِعْهُ بِالْوَرِقِ ثُمَّ اشْتَرِ بِهِ " .
Ebu Salih’ten rivâyete göre, Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabından bir adam şöyle anlattı: “Ey Allah’ın Rasûlü! Seyhânî ve izk hurmasını, karışık hurmayı artırmadıkça onun karşılığında alamıyoruz.” Bunun üzerine Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), “Onu gümüş para karşılığında sat, sonra onunla satın al” buyurdu.