أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَشَاهِدَهُ وَكَاتِبَهُ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُوتَشِمَةَ قَالَ إِلاَّ مِنْ دَاءٍ فَقَالَ نَعَمْ وَالْحَالُّ وَالْمُحَلَّلُ لَهُ وَمَانِعُ الصَّدَقَةِ وَكَانَ يَنْهَى عَنِ النَّوْحِ وَلَمْ يَقُلْ لَعَنَ .
Hâris’ten rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), faiz yiyeni, yedireni, ona şahitlik edeni ve onu yazanı; dövme yapanı ve yaptıranı lanetledi. Hâris, “Bir hastalıktan dolayı olması müstesna mı?” dedi; o da “Evet” dedi. Hulle yapanı, kendisi için hulle yapılanı ve zekâta engel olanı da lanetledi. Ölünün arkasından bağırıp çağırarak ağlamayı yasaklardı; fakat bunun hakkında “lanetledi” demedi. (Sadece Nesâî rivâyet etmiştir.)