أَخْبَرَنَا نُصَيْرُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ بِشْرٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي حِمَّانُ، قَالَ حَجَّ مُعَاوِيَةُ فَدَعَا نَفَرًا مِنَ الأَنْصَارِ فِي الْكَعْبَةِ فَقَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ أَلَمْ تَسْمَعُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الذَّهَبِ قَالُوا اللَّهُمَّ نَعَمْ . قَالَ وَأَنَا أَشْهَدُ .
Hımman (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye haccettiğinde Ensardan bir grubu Kâbe’de çağırdı ve şöyle dedi: “Allah aşkına size soruyorum: Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) altını yasakladığını işitmediniz mi?” Onlar da: “Allah’ım, evet!” dediler. Muaviye de: “Ben de şahidim” dedi.