أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ شُرَيْحٍ، أَنَّهُ كَتَبَ إِلَى عُمَرَ يَسْأَلُهُ فَكَتَبَ إِلَيْهِ أَنِ اقْضِ بِمَا فِي كِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَبِسُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ الصَّالِحُونَ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَقْضِ بِهِ الصَّالِحُونَ فَإِنْ شِئْتَ فَتَقَدَّمْ وَإِنْ شِئْتَ فَتَأَخَّرْ وَلاَ أَرَى التَّأَخُّرَ إِلاَّ خَيْرًا لَكَ وَالسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ.
Şüreyh (radıyallahü anh), Ömer’e mektup yazarak bazı şeylerin hükmünü sordu. O da kendisine şunu yazdı: “Davaları Allah’ın Kitabı’ndaki hükümlerle hükme bağla. Allah’ın Kitabı’nda bulamazsan Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetiyle hükmet. Ne Allah’ın Kitabı’nda ne de Rasûlüllah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetinde hükmünü bulamazsan salih insanların verdikleri hükümlere uy. Ne Allah’ın Kitabı’nda ne Rasûlüllah’ın sünnetinde bulunur ne de salihler bu konuda hüküm vermiş olursa, istersen öne geçip hüküm ver, istersen geri dur. Geri durmanın senin için daha hayırlı olduğu kanaatindeyim. Selâm üzerinize olsun.”