Nesâî

5402 numaralı hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزِّنَادِ، مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، مِمَّا ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُحَدِّثُ بِهِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَقَالَ ‏ "‏ بَيْنَمَا امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا ابْنَاهُمَا جَاءَ الذِّئْبُ فَذَهَبَ بِابْنِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ هَذِهِ لِصَاحِبَتِهَا إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ ‏.‏ وَقَالَتِ الأُخْرَى إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ ‏.‏ فَتَحَاكَمَتَا إِلَى دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى فَخَرَجَتَا إِلَى سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ فَأَخْبَرَتَاهُ فَقَالَ ائْتُونِي بِالسِّكِّينِ أَشُقُّهُ بَيْنَهُمَا ‏.‏ فَقَالَتِ الصُّغْرَى لاَ تَفْعَلْ يَرْحَمُكَ اللَّهُ هُوَ ابْنُهَا ‏.‏ فَقَضَى بِهِ لِلصُّغْرَى ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاللَّهِ مَا سَمِعْتُ بِالسِّكِّينِ قَطُّ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ مَا كُنَّا نَقُولُ إِلاَّ الْمُدْيَةَ ‏.‏

Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle anlatıyor: ((Dâvûd Peygamber zamanında) iki kadın vardı. Bir kurt geldi ve birinin çocuğunu götürdü. O kadınlardan biri diğerine: O kurt senin çocuğunu götürdü, dedi. Diğeri de: Hayır, senin çocuğunu götürdü, dedi. Böylece Dâvûd Peygambere başvurdular. Dâvûd Peygamber de çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Bunun üzerine kadınlar Dâvûd’un yanından çıkarak oğlu Süleyman’ın yanına gidip olayı ona anlattılar. Davalarını dinleyen Süleyman (aleyhisselâm): Bir bıçak getirin, çocuğu iki parçaya bölüp aranızda taksim edeceğim, deyince küçük kadın: Yapma, Allah sana merhamet etsin; o çocuk onundur, dedi. Bunun üzerine Süleyman çocuğu küçük olan kadına verdi.) Ebu Hüreyre: Vallahi, bıçak anlamına gelen “sikkîn” kelimesini o güne kadar hiç duymamıştım; biz yalnız “müdye” derdik.

Sunan an Nasai 5402