أَخْبَرَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنِ ابْنِ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ كَانَ إِذَا قِيلَ لِزَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ حَدِّثْنَا مَا سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ لاَ أُحَدِّثُكُمْ إِلاَّ مَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَنَا بِهِ وَيَأْمُرُنَا أَنْ نَقُولَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ اللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلاَهَا اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ نَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَمِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَدَعْوَةٍ لاَ تُسْتَجَابُ " .
Abdullah b. Haris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Erkam’a, “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duyduğun şeyleri bize söyle” denildiğinde şöyle dedi: Size Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in söylediğinden başka bir şey söylemiyorum. O bize şöyle dua etmemizi emrederdi: (Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlığın bunaklığından ve kabir azabından Sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takva bilinci, Sana karşı sorumluluk bilinci ver; nefsimi günahlardan temizle. Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen o nefsin dostu ve mevlasısın. Allah’ım! Doymayan açgözlü nefisten, korkmayan kalpten, faydasız ilimden ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.)