أَخْبَرَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفْدَ عَبْدِ الْقَيْسِ حِينَ قَدِمُوا عَلَيْهِ عَنِ الدُّبَّاءِ وَعَنِ النَّقِيرِ وَعَنِ الْمُزَفَّتِ وَالْمَزَادَةِ الْمَجْبُوبَةِ وَقَالَ " انْتَبِذْ فِي سِقَائِكَ وَأَوْكِهِ وَاشْرَبْهُ حُلْوًا " . قَالَ بَعْضُهُمُ ائْذَنْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ فِي مِثْلِ هَذَا . قَالَ " إِذًا تَجْعَلَهَا مِثْلَ هَذِهِ " . وَأَشَارَ بِيَدِهِ يَصِفُ ذَلِكَ .
Ebu Hüreyre’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlüllah, Abdülkays heyeti yanına geldiğinde onlara kabak kaplarını, ağaçtan oyulmuş fıçıları, ziftlenmiş kapları ve ağzı kesilmiş büyük su tulumlarını yasakladı ve şöyle buyurdu: “Meşrubatı su kabında yap, ağzını sıkıca bağla ve henüz tatlıyken iç.” Onlardan biri, “Ey Allah’ın Rasûlü, bunun gibi bir şey hususunda bana izin ver” dedi. Rasûlüllah, “Öyleyse onu bunun gibi yaparsın” buyurdu ve bunu tarif etmek üzere eliyle işaret etti.