حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ بَيَانٍ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي فَاخِتَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ إِذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَحْسِنُوا الصَّلاَةَ عَلَيْهِ فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْرُونَ لَعَلَّ ذَلِكَ يُعْرَضُ عَلَيْهِ . قَالَ فَقَالُوا لَهُ فَعَلِّمْنَا . قَالَ قُولُوا اللَّهُمَّ اجْعَلْ صَلاَتَكَ وَرَحْمَتَكَ وَبَرَكَاتِكَ عَلَى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَإِمَامِ الْمُتَّقِينَ وَخَاتَمِ النَّبِيِّينَ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ إِمَامِ الْخَيْرِ وَقَائِدِ الْخَيْرِ وَرَسُولِ الرَّحْمَةِ اللَّهُمَّ ابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا يَغْبِطُهُ بِهِ الأَوَّلُونَ وَالآخِرُونَ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ .
Abdullah bin Mes'ud (radıyallahü anh)'den: Şöyle demiştir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'e salâvât getirdiğiniz zaman, O'na güzelce salâvât getiriniz. Çünkü şüphesiz siz bilemezsiniz; umulur ki getirdiğiniz salâvât O'na arz edilir. Râvi demiştir ki: İbn-i Mes'ud (radıyallahü anh)'un yanındakiler kendisine: Şu hâlde bize öğret, dediler. İbn-i Mes'ud (radıyallahü anh) onlara dedi ki: Şöyle söyleyiniz: “Allah'ım! Salâtını, rahmetini ve bereketlerini peygamberlerin efendisi, takvâ sahiplerinin imamı ve nebilerin sonuncusu olan kulun ve resulün Muhammed'e; hayrın imamına, hayrın önderine ve rahmet resulüne ihsan eyle. Allah'ım! Onu, öncekilerin ve sonrakilerin gıpta edeceği Makam-ı Mahmud'a ulaştır. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline salât eylediğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de salât eyle. Şüphesiz sen Hamîd ve Mecîd'sin. Allah'ım! İbrahim'e ve İbrahim'in âline bereket ihsan eylediğin gibi Muhammed'e ve Muhammed'in âline de bereket ihsan eyle. Şüphesiz sen Hamîd ve Mecîd'sin.”