حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوقَةَ، عَنْ مُنْذِرٍ، عَنِ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، قَالَ لَوْ كَانَ عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ ذَاكِرًا عُثْمَانَ ـ رضى الله عنه ـ ذَكَرَهُ يَوْمَ جَاءَهُ نَاسٌ فَشَكَوْا سُعَاةَ عُثْمَانَ، فَقَالَ لِي عَلِيٌّ اذْهَبْ إِلَى عُثْمَانَ فَأَخْبِرْهُ أَنَّهَا صَدَقَةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَمُرْ سُعَاتَكَ يَعْمَلُونَ فِيهَا. فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَقَالَ أَغْنِهَا عَنَّا. فَأَتَيْتُ بِهَا عَلِيًّا فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ ضَعْهَا حَيْثُ أَخَذْتَهَا.
İbnü’l-Hanefiyye’den nakledildiğine göre o şöyle demiştir: "Ali, Osman hakkında kötü bir söz söyleyecek olsaydı, Osman’ın zekât memurlarını şikâyet eden bazı kimselerin kendisine geldiği gün söylerdi. Ali bana: ‘Osman’a git ve ona bunun Allah’ın Resulü’nün zekâtla ilgili talimatı olduğunu bildir; zekât memurlarına buna göre hareket etmelerini emretsin’ dedi. Belgeyi Osman’a götürdüm. Osman: ‘Bizi bundan müstağni tut’ dedi. Belgeyi Ali’ye geri götürüp durumu bildirdim. O da: ‘Onu aldığın yere koy’ dedi."