حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الشِّخِّيرِ، أَنَّ عِمْرَانَ بْنَ الْحُصَيْنِ، سُئِلَ عَنْ رَجُلٍ، يُطَلِّقُ امْرَأَتَهُ ثُمَّ يَقَعُ بِهَا وَلَمْ يُشْهِدْ عَلَى طَلاَقِهَا وَلاَ عَلَى رَجْعَتِهَا . فَقَالَ عِمْرَانُ طَلَّقْتَ بِغَيْرِ سُنَّةٍ وَرَاجَعْتَ بِغَيْرِ سُنَّةٍ أَشْهِدْ عَلَى طَلاَقِهَا وَعَلَى رَجْعَتِهَا .
Mutarrif bin Abdillah bin eş-Şıhhîr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: İmrân bin el-Husayn (r.a.)'a şöyle bir soru soruldu: Bir adam karısını (bir veya iki talâkla) boşar. Sonra (henüz iddet bitmemiş iken) karısına dönüş yapıp onunla cinsel ilişkide bulunur. Halbuki adam ne boşamayı ne de rac'atı (geri dönüşü) şâhitlendirmiştir. İmrân (r.a.) (bu soruya cevaben) şöyle demiştir: Sen (boşamayı ve karına geri dönüşü şâhitlendirmemekle) Peygamber (s.a.v.)'in sünnetine aykırı boşamada bulunmuş ve (yine) onun sünnetine aykırı rec'atta bulunmuşsun. Kadını boşamayı ve ona rec'at etmeyi şâhitlerin huzurunda yapmalısın, dedi.