Sahih-i Buhârî

3246 numaralı hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَوَّلُ زُمْرَةٍ تَدْخُلُ الْجَنَّةَ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ، وَالَّذِينَ عَلَى إِثْرِهِمْ كَأَشَدِّ كَوْكَبٍ إِضَاءَةً، قُلُوبُهُمْ عَلَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ، لاَ اخْتِلاَفَ بَيْنَهُمْ وَلاَ تَبَاغُضَ، لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ زَوْجَتَانِ، كُلُّ وَاحِدَةٍ مِنْهُمَا يُرَى مُخُّ سَاقِهَا مِنْ وَرَاءِ لَحْمِهَا مِنَ الْحُسْنِ، يُسَبِّحُونَ اللَّهَ بُكْرَةً وَعَشِيًّا، لاَ يَسْقَمُونَ وَلاَ يَمْتَخِطُونَ، وَلاَ يَبْصُقُونَ، آنِيَتُهُمُ الذَّهَبُ وَالْفِضَّةُ، وَأَمْشَاطُهُمُ الذَّهَبُ، وَقُودُ مَجَامِرِهِمُ الأُلُوَّةُ ـ قَالَ أَبُو الْيَمَانِ يَعْنِي الْعُودَ ـ وَرَشْحُهُمُ الْمِسْكُ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ مُجَاهِدٌ الإِبْكَارُ أَوَّلُ الْفَجْرِ، وَالْعَشِيُّ مَيْلُ الشَّمْسِ أَنْ تُرَاهُ تَغْرُبَ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cennete ilk olarak girecek grupta bulunacak kimselerin yüzleri gece vakti parlayan dolunaydan farksız olacak. Onu takip eden grup ise, parlaklık yönüyle en fazla ışık saçan yıldız gibidir. Onların kalpleri adeta tek bir kişinin kalbi gibidir; aralarında hiçbir anlaşmazlık, çekişme ve kin olmaz. Bunların her birine iki eş verilecektir. Bu eşler öylesine güzel ve şeffaftır ki, vücutlarındaki etin ötesinden kemiklerinin ilikleri görünür. Onlar sabah ve akşam daima Allah'ı tesbih ederler. Hiçbir zaman hastalanmazlar, tükürme ve sümkürme ihtiyaçları olmaz. Onların kapları altından ve gümüştendir; tarakları altındır; buhurdanlarına konulan koku öd ağacındandır; terleri misktir." Mücahid şöyle demiştir: [Sabah diye çevirisi yapılan] الإبكار kelimesi fecrin başı (şafağın söktüğü an) anlamına gelir. [Akşam karşılığı verilen] العشي kelimesi ise güneşin tepe noktasından batıya doğru meyletmeye başladığı andan itibaren akşam güneş batana kadar geçen süre için kullanılır.

Sahih al Bukhari 3246